bazen düşünüyorum da.insanlara güven konusunda ciddi sıkıntılarım olduğunu fark ediyorum. çünkü minik bi yanlışlarında bile güven duygum sıfıra inebiliyor. pek şikayetçi de değilim aslında. ne kadar uzak olursam gereksiz insanlardan, o kadar kafam rahat. çok kin de tutmam. çünkü kin tutmam için o olaya yahut kişiye çok fazla önem vermiş olmam gerekir ki olan şey beni paramparça etsin. hiçbişeye de o derece önem vermediğimden kafama takacak kadar mühim, kin tutmamı gerektirecek kadar önemli görmüyorum hiçbişeyi. bazen ters tepse de bugüne kadar zararını görmedim. bi de bazen gereksiz atar yapıyorum. onu da farkına vardığımdan günden bu yana yapmamaya çalışıyorum. hatta yapmıyorum. ama birisine gerçekten kızarsam, o artık benim için ölmüştür. varlığı da yokluğu da sikimde olmaz artık.
aklıma gelmişken şu aralar gereğinden fazla empati yapıyorum. o dereceye geldi ki bi olay olunca insanlara sinirlenemiyorum. çünkü o kişi hakkında yeterli bilgim varsa, davranışının nedenini kendimi onun yerine koyduğumda illa ki bi mantık çerçevesine oturtuyorum. bazen insanları anlamak, onlara anlayış göstermek için gerekli oluyor ama. bu kadarı da fazla bu bünyeye. insanların güzin ablası olacak insan ben değilim. lütfen. bana göre değil.
ayrıca zayıf, kararsız, kendinden emin olmaya, özgüveni olmayan insanlardan haz etmiyorum. hep bi başkasına muhtaçmış gibi yaşayanlar, kendi gerekliliklerini bile yapmaktan aciz olan insanlar bana insan değil gibi geliyor. haz etmiyorum kısaca. benden uzak olmalarını diliyorum.
ay bu yazım çok uzun oldu. neyse. görüşürüz.
20 Kasım 2010 Cumartesi
15 Ekim 2010 Cuma
bu saatte ne napıyosun bakalım burda dedi till bilmiyormuşçasına.
bilinçaltım değişik yaratıklar tarafından ele geçirilmiş. rüyalarımdan anlıyorum bunu. aslında oldukça seyrek gördüğüm rüyaları hatırlarım ama. gördüm mü de tam görürürüm. hani uçuklukta sınır tanımam. samiyle tilli aynı kareye koyup aralarından tuvalete yetişmek için bi ben geçerim.
rüyalarda olmasa.
rüyalarda olmasa.
17 Eylül 2010 Cuma
lacrimosa.
işte. koskoca denilen üçay puf diye geçti. son iki hatta bir gün kaldı. kavurucu sıcaklar artık yokoldu. üşümeyi tekrardan hatırlar gibiyim. okulda başlıycak. yaşıtlarım son sınıf olmuşken benim 11e başlıycak olmamı garipsemiyo değilim ama. alıştım. şimdi elvadalarımı da sıralayıp bu yaza da noktamı koyucam.
elvada
-an az öğlen ikiye kadar olan uykum
-gece bilemem kaçlara kadar ayakta durmak
-yumuşacık, pamuk gibi yatağıma
-annemin muhteşem yemeklerine
-her istediğimi yapmak için zamanım varken ne yapacağıma bir türlü karar verememe neden olan ruh halime.
-ev kızı modumu da çılgınlar gibi terk ediyorum.ohbe.
vsvsvs.
elvada
-an az öğlen ikiye kadar olan uykum
-gece bilemem kaçlara kadar ayakta durmak
-yumuşacık, pamuk gibi yatağıma
-annemin muhteşem yemeklerine
-her istediğimi yapmak için zamanım varken ne yapacağıma bir türlü karar verememe neden olan ruh halime.
-ev kızı modumu da çılgınlar gibi terk ediyorum.ohbe.
vsvsvs.
15 Eylül 2010 Çarşamba
anneannemlerin evi 5.katta. asansörde yok. 5 katı ha babam çıkıyoruz.bazen basamakları sayıyorum. bazen kapılarda yazılı olan adlara bakıyorum. kapı önlerindeki ayakkabıları inceliyorum falan ama kaçış yok. ille de çıkılcak o merdivenler. ama hatırlıyorum. mini mini olan b. kıvrak zekası sayesinde eve yaklaştıklarını anladığı anda hemen uyuyo numarası yapardı. annesi uyandırmaya çalışırdı. yoksa nasıl çıkcaktı o bitmek bilmeyen merdivenleri. ama inatla gözlerini açmamayı sürdüren b. sonunda savaşı kazanırdı ve o merdivenleri dayısının kucağında çıkmayı başarırdı.ne rahattı.işte komfor oydu.
şimdi kim taşıyabilir. kendime bi dev kiralamalıyım ki rahat rahat taşısın beni.cık. o da zor.
tabanlara kuvvet o zaman.
şimdi kim taşıyabilir. kendime bi dev kiralamalıyım ki rahat rahat taşısın beni.cık. o da zor.
tabanlara kuvvet o zaman.
12 Eylül 2010 Pazar
is everything ok?
öpüşüp tokalaşmaktan gına gelen zavallı b. yorgunluktan bitap düşmüş bi halde yaşlı teyzenin karşısına oturdu. yaşlı teyze gelen on küsür misafire de tek tek 'nasılsınız kızım?' 'nasılsınız oğlum?' diye sormaya başladı sonra o oğlanların ve kızların hepsi de onun halini hatrını sordu. sıra b. ye gelmişti. ' sen nasılsın hanım kızım?' diye sordu teyze. b. 'iyiyim teşekkürler' dedi. ama o sormıycaktı çünkü biliyodu teyze iyiydi 124135kere duymuştu bunu hemde onun ağzından. sormadı da. ama teyze motora bağlamıştı. onu duymamışçasına ki zaten ağzını bile açmamıştı b. 'bizde iyiyiz hanım kızım.' dedi. b. dumur olmuştu. eğer teyze ona hususi olarak sağlık ve sıhhati hakkında bilgi vermek istiyorsa mutlaka duymalıydı onu. b. ise sessizce oturdu. koltukta gözleri kaydı. uyuycaktı.
5 Eylül 2010 Pazar
1 Eylül 2010 Çarşamba
ıt's elektric.
böyle internette delicesine dolaşırken. o siteden bu siteye fink atarken. elektrik kesildi. dünya karardı. karşı sokağa baktım orda elektirkler vardı. kalktım. kibrit buldum. her odaya bi mum yakıp koydum. sonra mutfaktaki mumun başında bitirilmeyi bekleyen kitabımı bitirdim.
30 Ağustos 2010 Pazartesi
29 Ağustos 2010 Pazar
28 Ağustos 2010 Cumartesi
insanı canavar yapan diğer insanlar.

tüm suç senin dr.frenkesnstein. ona bi ad bile vermedin. onu yaptın. sonra ondan tiksindin. ona canavar dedin. onu sokağa attın. ama o zararsızdı. ona canavar gibi davranan insanlar yüzünden canavar oldu o. istediği sadece sevilmekti. o senden sadece bi eş istedi ama yapmadın.
ama sen öldüğünde o senin için ağladı. sana baba dedi. seninle birlikte ölmeyi seçti.
ona şefkatle dokunan sadece yaşlı kör dedeydi.
18 Ağustos 2010 Çarşamba
bugün kayıp üç yüzüğümü de buldum. birini bulmamla diğerleri de çorap söküğü gibi geldi. beynimde şimşekler çaktı ve nerde olduklarını hatırladım hepsinin bi anda. saklı beyin gücümün iki dakkalığına açığa çıkması yetti.biri eşofmanımın cebinde, biri çantamın diplerin de diğerini unuttum.
yeşilli aurorallı gibi yüzük eşofman cebindeydi. kırmızı balon. demiştim bişeyin cebine koydum ben onu diye.
auroralı nası bi kelime oldu ya.hö.
benim zaten üç yüzüğüm var.
yeşilli aurorallı gibi yüzük eşofman cebindeydi. kırmızı balon. demiştim bişeyin cebine koydum ben onu diye.
auroralı nası bi kelime oldu ya.hö.
benim zaten üç yüzüğüm var.
Etiketler:
ağlayan yüzük,
auroralı yüzük,
gri yüzük,
kırmızı balon
13 Ağustos 2010 Cuma
tarih neden boş olduğumu anlatıyo. bence.
sudokunda ortaüstü seviyesine emin adımlarla geldim. devamı gelecek. master olucam.
ay saatimi duvarıma hala asamadım. bi vida ve çekiç bulmalıyım.
poster ikide bi düşüyo. sinirlerimi bozdu.
ismail yk milyon tane alet çalıyor. elektro gitar da çalıyormuş. nönönön.
tüm televizyonlar yok olsun.
kemanım vardı benim.
japon işi diye bi film vardı. kemal sunala bi japondan sevdiği kadının( fatma girik olur oda) onun robotu geliyodu. sonra robot onu seviyodu ama gerçek fatma girik olaya karışınca, onlar için kendini feda edip bi binanın tepesinden atlıyodu. ROBOTUN AŞKI BU. duygu yüklü.
küçükken bi tek dinlediğim Barış Manço'ydu. pek severdim. öldüğünü duyunca o miniminnacık halimle oturdum ağladım.
internet bağımlısı oldum.
bütün saçma şarkıları sildim. dünya varmış.
şu yüzonsekizseksen nin reklamındaki taksici. kabus gibin.
müzik kanallarının hepsi iğrenç. kardeşim bilmiyosan yapmıycan.
bi şarkıya takarsam. çok pis takarım. sabah akşam dinlerim yine bıkmam.
buku almanca yaptım. renk geldi. sanki orası buk değilde başka bi site. heyecanlı. monotonluğunu yendim birazda olsa.
WILKOMMEN BEİ FACEBOOK. farklısın.
boş boş yazmak ilginç.
ay saatimi duvarıma hala asamadım. bi vida ve çekiç bulmalıyım.
poster ikide bi düşüyo. sinirlerimi bozdu.
ismail yk milyon tane alet çalıyor. elektro gitar da çalıyormuş. nönönön.
tüm televizyonlar yok olsun.
kemanım vardı benim.
japon işi diye bi film vardı. kemal sunala bi japondan sevdiği kadının( fatma girik olur oda) onun robotu geliyodu. sonra robot onu seviyodu ama gerçek fatma girik olaya karışınca, onlar için kendini feda edip bi binanın tepesinden atlıyodu. ROBOTUN AŞKI BU. duygu yüklü.
küçükken bi tek dinlediğim Barış Manço'ydu. pek severdim. öldüğünü duyunca o miniminnacık halimle oturdum ağladım.
internet bağımlısı oldum.
bütün saçma şarkıları sildim. dünya varmış.
şu yüzonsekizseksen nin reklamındaki taksici. kabus gibin.
müzik kanallarının hepsi iğrenç. kardeşim bilmiyosan yapmıycan.
bi şarkıya takarsam. çok pis takarım. sabah akşam dinlerim yine bıkmam.
buku almanca yaptım. renk geldi. sanki orası buk değilde başka bi site. heyecanlı. monotonluğunu yendim birazda olsa.
WILKOMMEN BEİ FACEBOOK. farklısın.
boş boş yazmak ilginç.
10 Ağustos 2010 Salı
8 Temmuz 2010 Perşembe
debriyaj.fren.gaz.
evet. dün bi ilkime daha imza attım. ilk araba sürme deneyimimi gerçekleştirdim. şunu diyeyim ki zor. şöyle ilk başlarda baya bi istop ettirdim. motoru bağırttırdım. teklettirdim. izleyenlerim motor diye bişe kalmıycak vs. gibisinden uyarılarda bulundular. sağolsunlar. kardeşim ilk denemelerimde arabadaydı sonra korktu kaçtı. amma 5-10 dakka geçtiğinde öne arkaya gidip geliyodum. ve hatta bi köşeden dönüp gittim bile. o derece yani. ama olucak seneye alıcam ehliyeti.
gaza hafif hafif basıcam. illaki olucak. kaçışı yok.
gaza hafif hafif basıcam. illaki olucak. kaçışı yok.
4 Temmuz 2010 Pazar
soclosenomatterhowfar
anca kendime geldim desem. bi hafta geçti ama hala etkisinden tam olarak kurtulamadım ben bu festivalin. ilk gün daha ortamı tam anlamamışlıktan gelen bi saflık vardı. pentagrama doğru biraz açıldım falan. bu arada saha içinin en önlerindeydik. neyse akşam oldu rammstein için sahnenin önüne perde falan gerdier. heyecanı arttırdı falan. aslını söylemek gerekirse 5-6 şarkısını anca biliyo gibiydim. ŞOV. O NE ŞOVDU. TİLL. insan değilsin. DU BİST EİN TİER. alamancayı öğreniyorum sayende. gerçekten. ateşler, botlar, havai fişekler. sahnede patlamadık, yanmadık, uçmadık madde kalmadı. gene gel.
ikinci gün saçma bi kurstan dolayı geç gittim. manowarın son bi kaç şarkısına anca yetiştim. KÖPRÜ TRAFİĞİ ÖLÜM. gitarist merali görüm ama. accept çıktı sonra tek bildiğim şarkısını en son söyledi. BALLS TO THE WALL MAN diye bi tarafımızı yırttık. çok hoştu. adamlarda çok enerjikti hani. sonra festival bitti falan derken statdan çıktık. bizimkiler gecikince maçka ya doğru yürüdük. lunaparkı görük. girdik. SAAT 24.00 KAMİKAZE. ilk defa kamikazeye bindim. çok çılgın bi alet o. tüm gece balls to the wall man diye çığırdık. sonra uyuduk.
üçüncüçüncü gün. big four. sabahın köründe gittik. çok salakçaymış o kadar erken gitmek bunu da sonradan anladık ama tecrübe işte. doruk güvenliğe sıçıyım. etmediğimiz küfür kalmadı. öyle dandik öyle saçma salaklardı ki. kurdukları düzene ... uzun bekleyişin sonunda içeri girdik. amatör gruplar fena değildi en azından kulağımı tırmalamadı. anthrax sen ne enerjiksin öyle. maşalla. yordun beni. megadeth sahnedeyken sahne önüne geçmeyi başadık. TEŞEKKÜRLER BEYAZ TİŞÖRTLÜLER. kızıl çiyan çok nemrutsun biliyo musun? ama şarkılarını seviyoruz. pena kapma savaşları çok komikti. gel gelelim slayera. itiraf etmek gerekirse beni ürkütmüyo değillerdi hani. ama ürkülecek bi tarafları yokmuş bunu gösteri bana festival.
VE BEKLEYİŞ. ÖNE DOĞRU SIVIŞMALAR. İTTİRMECELER. VE EN ÖN. en öne geçtik ha. bildiğin sahne önü. MUHTEŞEMDİ. seviyorum len seni tallica. vallabak. hepsini çığıraçığıra söyledim. tepindim. karşılıklı 'ohyeahleştik' jeymsimle. şirinliğinin zirvesindeydi jeymsim. istanboool. dedi bin kere. metallica loves you dedi. bende seni dedim. we are a big family dedi.tüm stadı coşturdu. ohyeah dedik. neredeyse tüm şarkıları tüm stad söyledi. ya da bana öyle geldi. iki kere bis yaptılar. zorla creeping deathi söylettik. sonra işte big four u anlattı. we have metal (medıl) in our hearths since 80s dedi. işte bu ya. benim doğmama daha 10 küsür yıl varmış. ve şimdi dinliyorum sizi. işte müzik. bigfour un çıkıp hep birlikte am ı evil i söylemesini bekledim ama olmadı. olsun. çok eğlendim. fevkaladeydi. ilk defa bu derece büyük bi festivale katıldım.
ha bu arada bileti bulmama yaptığı katkılardan dolayı kirmizibalona da sevgilerimi yolluyorum. ve arkadaşınada. kalp.
a bak en uzun yazımı yazmışım. vay be. bu kadar uzun bi yazıyı bana ancak sen yazdırırdın zaten.
aklıma gelmişken. sonunda milyon tane(!) pena attılar. kaç tanesi ayağımın önüne düştü. ama eğilip bi tanesini bile alamadım. gücüm mü bitmişti, şaşkın mıydım, algılayamadım mı bilmiyorum ama sonuçta elde var sıfır. ama yanımdaki yabancı dobişkonun çita gibi atlayıp ayaklarımın ucundaki penayı kapışını unutmıycam. ayrıca dobişko sana sesleniyorum en fazla 3-4 şarkıya eşlik etmiştin.
çektiğim vidyolarda resimlerde korkunç olmuş. bide görüş alanım çok iyidi. artık kayık, bulanık, titrek idare edicem.
şunu da söyliyim minimini bissürü çocuk görüm. taş çatlasın 8-9 yaşında olan bıcırıklar rammstein,metallica vs. tişörtlerle annebabalarının elinden tutmuş sahne önünde kafa sallıyolar. bunuda gördüm ya. waow.
o zaman size el sallıyorum. orta ve yüzük parmağımı indirip baş parmağımla birleştirip işaret ve serçe parmağımı kaldırıyorum.
Etiketler:
jeyms,
kirmizibalon,
met,
pena,
R+,
sonisphere,
yaşlıenerjisi
21 Haziran 2010 Pazartesi
sf.
heyecanlıyım bayabaya.
zoraki şarkı dinlemek kötüymüş. stres oldum. ama öğrenmeliyim.of.
şu festivale bi gidiyim de rahatlıyım.
zoraki şarkı dinlemek kötüymüş. stres oldum. ama öğrenmeliyim.of.
şu festivale bi gidiyim de rahatlıyım.
24 Mayıs 2010 Pazartesi
no telephone.
telefonumu unuttum.
üstü ne kadar çiziklerle, darbelerle dolu olsada.
onsuz kendimi savunmasız, çıplak gibi hissediyorum.
çok özlüyorum.
bir haftalık rıp.
bilet bulabilecek miyim?
bulucam.bulmalıyım.hevesimi almalıyım.hem de ölmeden önce tallicayı bi göriyiym dimi?
neyim eksik hağ?
üstü ne kadar çiziklerle, darbelerle dolu olsada.
onsuz kendimi savunmasız, çıplak gibi hissediyorum.
çok özlüyorum.
bir haftalık rıp.
bilet bulabilecek miyim?
bulucam.bulmalıyım.hevesimi almalıyım.hem de ölmeden önce tallicayı bi göriyiym dimi?
neyim eksik hağ?
20 Mayıs 2010 Perşembe
tabağımda dolmalarım ve köftelerimle ayemdıkulıstgörlovdıvörld
ev,yemek,tokluk,patlama.
gelsin yemekler, gitsin yemekler.
herdaim yemek yiyebilme kapasitesine sahip aç yatılı eve gelirse ortaya çıkan mutluluk verici huzur dolu anlar.
mammamiya.
gelsin yemekler, gitsin yemekler.
herdaim yemek yiyebilme kapasitesine sahip aç yatılı eve gelirse ortaya çıkan mutluluk verici huzur dolu anlar.
mammamiya.
2 Mayıs 2010 Pazar
aptallığın sınırı yok.
çeyiz şov.
dünyanın dört bi yanından gelen 5 kız ve hünerleri.
haydi. sandıklar açılsın çeyizler yarışsın.
böyle bi program varmış trt'de ya. şaka sandım. inanamadım. ekrana kitlendim. ama doğruymuş. nereye gidiyo bu millet. anlayamıyorum. kaynana, gelin, damat programları derken şimdide çeyiz şovlar çıktı.
tövbe.
dünyanın dört bi yanından gelen 5 kız ve hünerleri.
haydi. sandıklar açılsın çeyizler yarışsın.
böyle bi program varmış trt'de ya. şaka sandım. inanamadım. ekrana kitlendim. ama doğruymuş. nereye gidiyo bu millet. anlayamıyorum. kaynana, gelin, damat programları derken şimdide çeyiz şovlar çıktı.
tövbe.
17 Nisan 2010 Cumartesi
16 Nisan 2010 Cuma
taksivapurtrenminibüs

trene ilk defa bindim. çıkardığı ses bazen baya rahatsız ediyo ama. değişiklik güzel.
haydarpaşa garının en çok tavanındaki beyaz çiçekleri beğendim. her küçük kutucuğa onları yapmak için çok uğraşmışlar.belli.
(perondaki saat durmuştu.)
ne olacağım konusundaki düşüncelerim bugünden sonra biraz netleşebilir derken daha fazla çıkmaza girdi.
istediğim kadar parçaya ayrılsam da isteğim herşeyi yapsam.
fazla aç gözlüyüm.
olsun.
tren maceramı da ralliye borçluyum.
bugün hoştu ve boştu.
7 Nisan 2010 Çarşamba
esir 'kuşkusuz' renksizdir, 'olasılıkla' ağırlığı yoktur
bilgiyi seviyorum.
yeni şeyler öğrenmeyide.
ufkumun genişlemesinide.
her yeni öğrendiğim şey sanki kafamda yeni yeni odacıklar açıyo.
ve ben o odacıklara girip çok farklı şeyleri keşfedebiliyorum.
fiziği sevmeye başladım. hem de oldukça. tabi ferdanın fiziğinden öte bi fiziği.
yeni şeyler öğrenmeyide.
ufkumun genişlemesinide.
her yeni öğrendiğim şey sanki kafamda yeni yeni odacıklar açıyo.
ve ben o odacıklara girip çok farklı şeyleri keşfedebiliyorum.
fiziği sevmeye başladım. hem de oldukça. tabi ferdanın fiziğinden öte bi fiziği.
24 Şubat 2010 Çarşamba
meet me at the square
yapacak pek çok işin olması. bi seviyeden sonra yapılacakların şaşırılması, birbirine karışması. ne yapılacağının unutulması. kaç saat sonra hatırlanması. tekrar planlamaya çalışılması.
kendini nedim, karacaoğlan, fuzuli, mevlana, danişmentgazi yerine koymak.
mesnevi, şarkı, şiir, destan yazmak.
benden bu kadar.
gel mutlu et beni,
bu dünya fani.
kendini nedim, karacaoğlan, fuzuli, mevlana, danişmentgazi yerine koymak.
mesnevi, şarkı, şiir, destan yazmak.
benden bu kadar.
gel mutlu et beni,
bu dünya fani.
16 Şubat 2010 Salı
.the show must go on.
insan ne garip bi varlık böyle. ne kadar üzülse. neler kaybetsede yine herşeye kaldığı yerden devam edebiliyor. çok üzüntülü günlerinden sonra gelip yine eskisi gibi gülüp eğlenebiliyor. böyle olmasaydı insanlar yaşamaya devam edebilirmiydi bilmiyorum.
edemezdi herhalde.
edemezdi herhalde.
22 Ocak 2010 Cuma
patasana.
lise hayatımın yarısını şu gün bitirmiş olmak bende değişik duygulara neden oldu. bi yandan çok uzun olduğunu sandığım beş yılın yarısının bu kadar çabuk geçmiş olması beni ürkütmedi de değil hani.910 gün.
hayatımın en boş haftasıydı bu hafta.ders açısından tabiki. oh.çok rahattı. yattım yuvarlandım. gezdim. voleybol oynadım. tabi yine parmağımı incittim ama. kemanda aldım he.çok fazla planım var.evet.inanıyorum hepsini gerçekleştiricem.
iğrendiğim halde neden lady gaga dinlediğimi anlamadım. eğlenceli oluyör aslında. ama artık gaga kusucağımı düşünüyorum.
alan dersim 4 he. biyoloji. ama tepkisizim. olsun. bomba gibi olucam önümüzdeki dönem. evet. öpücükler.
batak.
hayatımın en boş haftasıydı bu hafta.ders açısından tabiki. oh.çok rahattı. yattım yuvarlandım. gezdim. voleybol oynadım. tabi yine parmağımı incittim ama. kemanda aldım he.çok fazla planım var.evet.inanıyorum hepsini gerçekleştiricem.
iğrendiğim halde neden lady gaga dinlediğimi anlamadım. eğlenceli oluyör aslında. ama artık gaga kusucağımı düşünüyorum.
alan dersim 4 he. biyoloji. ama tepkisizim. olsun. bomba gibi olucam önümüzdeki dönem. evet. öpücükler.
batak.
15 Ocak 2010 Cuma
megalomania
1 2 3 4 5 6 7 8 9 1 0 11 12 13 14 15 16 17 18
kafam davul gibi. böyle hafta olamaz. bi günde 3 sınav. hepsinde de sıçtım.
ama önemli olan bitmiş olmaları. oh. hayat güzel.
kafam davul gibi. böyle hafta olamaz. bi günde 3 sınav. hepsinde de sıçtım.
ama önemli olan bitmiş olmaları. oh. hayat güzel.
4 Ocak 2010 Pazartesi
sarı beni iyileştirecek.
öksürük, tıksırık. ölücem sanırım. doktorlar ciğerin temiz,şuran temiz buran temiz diyolar ama bi anda verem oldun diye karşıma dikilirlerse şaşmam.
ama ben kurtarıcımı buldum. inanıyorum beni iyleştirecek. tarçınlı ıhlamuru ve adaçayıyla derdime derman olacak. evet.
-aa içmedin dimi?
-yok hocam içtim yenisini koyuyorum iyi geliyo sanırım.
çok rahattı he. sıcaktıda. içim dışım adaçayı oldu ama olsun. yaradı valla. yarında baharatlarımı getirecek. eline yazdı unutmıycak.
ama ben kurtarıcımı buldum. inanıyorum beni iyleştirecek. tarçınlı ıhlamuru ve adaçayıyla derdime derman olacak. evet.
-aa içmedin dimi?
-yok hocam içtim yenisini koyuyorum iyi geliyo sanırım.
çok rahattı he. sıcaktıda. içim dışım adaçayı oldu ama olsun. yaradı valla. yarında baharatlarımı getirecek. eline yazdı unutmıycak.
1 Ocak 2010 Cuma
bişeyiilkdefayapmak
Bişey yazılcaksa en iyi gün bu olurdu herhalde. yeni yılın şerefine yazmış olayım. bi nedeni olmuş olur.
2010a geldik he.ne çabuk da geçiyo zaman. her yıl bi öncekine göre daha çabuk geçiyo bence.buna kanaat getirdim ben.
hoşbulduk.
2010a geldik he.ne çabuk da geçiyo zaman. her yıl bi öncekine göre daha çabuk geçiyo bence.buna kanaat getirdim ben.
hoşbulduk.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)